
MUKÁBELE SOHBETLERi
iner ki sayısını ancak Alläh (Celle Celätühá) bilir. Ellerinde nurdan taçlar ve cennet elbiseleriyle gelip o kişinin ruhunu teslim etmesi için davette bulunurlar. Alläh'u Te'âlå bu hali ayeti kerimesinde söyle bildirir: 0, senden; sen, ondan razı olarak Rab 'bine e dön. Kullarımın arasına cennete gir (Fecr Saresi, 28-30). Daveti alan kul, bütün ümmeti Muhammed'in affedilmesi icin t yazda bulunur ve ruhunu teslim eder. Melekler, hemen cennet elbisele. rini giydirip makamını gezdirir ve ruhunu tekrar bedeninin yanına geti- rir. Dünyada iken kişinin hayırlarını ve șerlerini yazan yazıeı melekler, Ya Rab'bi, bizi dünyada bu kuluna vekil tayin ettin. Şimdi de bize izin ver, bu kulun ile göğe çkalım.' derler. Alläh (Celle Celätihi), 'Siz, kabri katında durun. Tesbih ve tekbir edip bana secde edin. Sevabını bu kuluma bağışlayın.' der. Onlar da kıyamete kadar zikir ve tesbih edip sevabını o kulun defterine yazarlar. Azrail'in (alghiselğm) ruhları kabzetme anları ile alakalı hikâye olunur ki; Sultanlardan biri, bir seyahat için en gösterişli elbisesini giydi, en iyi seçti ve çevresindekilerle birlikte mağrur bir eda ile yola çıktı. Yolda ilerlerken atının yularını, kir pas içindeki bir adamın tuttuğunu gördü ve 'Ne cesaretle atimın yularını tutarsın, çekil oradan.' diye adama çıkiş- ti. Adam, 'Sana bir diyeceğim var.' dedi. Sultan vine sinirli bir şekilde, 'Söyle bakayım, ne diyeceksin?' dedi. Adam, 'Söyleyeceğim şey gizli- dir. Eğil de kulağına söyleveyim.' dedi, Sultan ežildi ve adam, 'Ben Az- rail'im. Senin canını almak üzere geldim.' dedi. Sultan, Azrail'den (Cl auhá, biraz izin istedi, Fakat Azrail dokiucâm), 'Havr, sana izin yok. Ailene kavuşamayacaksın.' diyerek ruhunu kabzettikten sonra yoluna de- vam etti. Yolda bir mümin kula yaklaştı, ona sclam verdi ve 'Seninle biraz görülecek işim var. Bunu sana gizli olarak sövleveceğim.' dedi ve kul gina eğilerek kendisinin Azrail 4lhilim) olduöunu sövledi. Mümin kul. bunu öğrenir ögrenmez çok sevindi ve 'Hoş geldin, ne zamandan beri seni bekliyordum' dedi. Azrail Alohiselüm), 'O halde işlerini çabuk gör' diye- rek ona biraz müsaade verdi. Adam, 'Benim işlerimin en mühimi AIlAh'a (Cale Celalahi) kavuşmaktir.' dedi. Azrail (Clle Celalühá), 'Nasıl istersen ca- 'Oyleyse abdest alayım, namaza durayım ve canimI secdede bulunduğum ninı o hal üzere alayım, bana bu şekilde yapmam emredildi.' dedi. Adam, SIrada al.' dedi ve Azrail calghisselám) de bu müminin o şekilde ald.
Hamd; müminleri İslam ve iman nuru ile şereflendiren, bütün mahlûkatı insanın emrine veren Allâh’u Te‘âlâ’ya mahsustur.
Salat ve selam Rab’bimizin, “Seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyurduğu iki cihan serveri Makamı Mahmud’un sahibi Muhammed Mustafa’nın (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) âlinin, ashabının ve ona tabi olanların üzerine olsun.
İslam âleminin Ramazan’ı şerif ayının girmesiyle beraber cemaatler halinde mukabele okumaları, bizlere bahşedilmiş bu mübarek günlerin ihya edilmesi açısından ayrı bir feyiz ve bereket kaynağıdır. Mukabelelerde yüce Kitabımızdan ayetlerin tefsir edilmesi, Kuran-ı Kerim’in anlaşılması açısından çok mühimdir.
Yüce Kitabımızda anlatılan; özellikle geçmiş ümmetlerin yaşantıları, yapmış oldukları hatalar, dünya hayatı ve sonrasında muhatap olunacak olaylar insanın eline sadece bir defa geçen ve telafisi olmayan ömür sermayesini doğru bir şekilde kullanılması açısından Ademoğluna ışık tutmaktadır. İmtihan için dünyaya gönderilmiş insanoğlunun bu imtihanı kazanması için gerekli tüm uyarılar, haramlar, helaller, şeytan ve nefse karşı alınacak önlemler Rab’bimiz tarafından Kur’an-ı Kerim’de bildirilmiştir.
Bu kitabın hazırlanmasındaki asıl gaye bir taraftan hatim yaparken diğer taraftan da okunmuş olan cüzlerdeki ayeti kerimelerde anlatılmak istenen ikaz ve nasihatlere değinerek, bunlardan ders çıkarabilmek ve hayatı bu çerçevede idame ettirebilmektir. Rab’bimiz okunan her ayeti kerimenin sırrına erebilmeyi, anlatılan hadiselerden ders çıkarabilmeyi ihsan eyleyip yapılacak sohbetlerin kalplere tesirini halk eylesin.
Âmin.
